"Enter"a basıp içeriğe geçin

Geçmişe fotoğraflardan bakmak

Hiç takvimimde olmayan, yazmanın aklımın ucundan bile geçmediği bir blog yazmaya karar verdim beş dakika önce. Windows’un Eski Fotoğraflar uygulamasından tarihte bugün sekmesine bakmaya bayılıyorum. Ara sıra çok acayip anları hatırlatıyor, tebessüm ediyorum. Ara sıra Emir’in şapşik fotoğrafları çıkıyor, gülüyor eğleniyorum. Bugün karşıma çıkan fotoğraf bu. 2012 yılından. Hikayesini birazdan anlatacağım. Bu yazı ile genç ve kadın araştırmacıların yaşadıklarının minik bir kısmını kendi hikayem üzerinden anlatırım diye düşünüyorum. Aslında yine kişisel tarihime not gibi olacak bu yazı. Blogumda böyle çok yazı var. Şöyle bir gezinirseniz hangilerinin onlar olduğunu kolayca anlayabilirsiniz.

2012 yılı ESSS (European Summer School for Scientometrics), Leuven (2 Temmuz 2012)

2011 yılında Güledacımla (Doğan) sıkı takip ettiğimiz mesleki listelerden birinde (SIGMETRICS) 2012’de üçüncüsü düzenlenecek bir yaz okulunun duyurusu yayınlandı. Ben henüz yüksek lisans yapıyorum, Güledacım doktoraya başlamış. Ben henüz bir yaşında bir bebek büyütüyorum, o vefat etmek üzere olan kayınpederi ile ilgileniyor. İkimiz için de hiç uygun bir zaman değil. Zaten parası da çok (sadece katılım 500 Euro). Okul yaz okuluna destek vermiyor. Maaşlar o zaman da düşük (henüz akademik zam da yapılmamış). Ancak yaz okulunda ders verecek kişiler o kadar müthiş isimler ki içimizdeki katılım arzusunu susturamıyoruz hiç. BibExcel’i tasarlayan adamdan BibExcel dinleme şansı sunuyor, Scientometrics dergisi editöründen güncel tartışmaları. Sonra gözü karartıp katılmaya karar verdik. Ancak para hala yoktu.

Ben eski patronum (patronların patronu) Mehmet Bey ile görüştüm bize sponsor olması için. Özel sektörde iki buçuk yıl çalıştıktan sonra akademiye geçmeye karar verip belki de yüzüstü bırakmıştım ama hiç ikiletmedi talebimizi. Sponsor oldu bize. Sonra Türk Kütüphaneciler Derneği de bir dernek olmasına rağmen ufak bir destek attı. Kalanı cepten tamamladık ve etkinliğe katıldık. Yaptık evet. Ben kucağımda bir bebek varken, Güleda kara haber beklerken nasıl bir cesaretle yaptık bilmiyorum ama yaptık. Zaferimizin sembolü olarak da tesadüfen etkinliğin sayfasındaki fotoğrafın başrolünde biz varız.

Her türlü doküman tipinde bir şeyler yayınlamaya bayılıyorum. O zaman yaz okuluyla ilgili izlenimlerimizi bir okuyucu mektubu olarak Türk Kütüphaneciliği dergisinde yayınlamıştık: Avrupa Bilimetri Yaz Okulundan İzlenimler. Programın içeriği ile ilgili her şey orada var. Orada yaşadıklarımızı tarihe not olarak bırakmışız ve bence bunun anlamı çok büyük.

Müthiş bir eğitimdi evet ama bir taraftan da sekiz günlük eğitim süreci ikimiz için de psikolojik bir harp idi. Babasıyla Lapseki’ye tatile giden Emir ile görüntülü görüşürken bir anda ekranı öpünce dağılıyordum. Güleda her telefon çalışında irkiliyordu. Biraz kafayı toplarız belki diye bir gün Brüksel’e gittik. Kafamız bir milyon döndük. Brüksel sevmedik anlıyor musun :=) Sonra Brüksel’in kafa toplamak için yanlış tercih olduğunu anlayıp dönmeye iki gün kala Brugge’e gittik. Çiçek gibi olduk o gün. Sonra keyfi artık yerine gelmiş ben her yerde aşağıdaki fotoğrafı paylaştım. Fotoğrafı gören “yaz okuluna gittiler güya, iyi geziyorlar” dedi. Çünkü biz yaşadığımız olumsuz duyguları değil, sadece keyifli olduğumuz anı paylaşıyorduk. Sosyal medyanın işlevi de buydu zaten. Hepimizin ne kadar çok eğlendiğini kanıtamaktı. Eğleniyorduk işte :=)

Sonra otele döndük. Ertesi gün eğitim bitti. Bir sonraki gün eve döneceğiz ama önümüzde hala bir gece var. İkimiz de depresyonlardan depresyon beğeniyoruz. Uyusak mı, uyurken zaman çabuk geçer diyoruz. Sonra “ev”dekilerle konuştuk. Hemen dışarı çıkıyorsunuz, bizim yerimize de eğleniyorsunuz dediler. Çıktık. İyi ki de çıkmışız. Senede bir kez olan bir festival varmış ve biz o gece otelde uyumaya karar verseymişiz o festivali kaçıracakmışız. Kaçırmadık. Duygusal roller coaster yaşadığımız sekiz günlük etkinlik bitip eve geldiğimizde hiçbir şey değişmemişti. Benim anneliğim azalmamıştı. Emir’in bana sevgisi aynıydı. Selahattin amca iyiydi. Dünya aynı hızla dönmeye devam ediyordu, biz hayalini kurduğumuz şeyi elde etmiştik.

Aslında bu yazdıklarımı okuyanlardan bazılarının “bu ne hırs be, el kadarcık bebelerini bırakıp da nerelere gidiyorlar” diyeceğini biliyorum. İnanın hiç umurumda değil. Çünkü Emir benim uzvum değil. Hiç olmadı. Bunu yazıyorum çünkü çok kadının bu konuda endişe içinde olduğundan önüne çıkan fırsatları elinin tersiyle ittiğini biliyorum. Deneyim sahibi biri olarak o çocuklar büyüyünce anneleriyle gurur duyuyorlar demek için yazıyorum. O zamanki Zehra için büyük bir tercihti bu. Şimdi komik geliyor. Yaz okulunun üstünden 12 yıl geçti. Böyle bir anne olmayı tercih ettiğim için tek gün bile pişman olmadım. Siz de olmayın.

Neyse. Hikaye bitti sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Birkaç sene önce davetli konuşmacı olduğum bir toplantıda 2012’de kendisinden ders aldığım büyük bir isimle karşılaştım ve sohbet ettik biraz. Dedim ki 2012’de sizden ders almıştım. Bu yıl benim okulumda düzenleniyor, yine gelmek ister misin dedi şakayla karışık. Hoca olarak davet ediyorsanız neden olmasın dedim. Güldük. O gün kendisinden eğitim aldığım pek çok kişiyle birlikte çalışıyorum şimdi. Tek bir yaz okulunun etkisi değil tüm bunlar tabi ama başlangıç noktası olduğunu söylemek de hiç yanlış değil.

Tüm bunları pek çok sebepten yazdım. Hiçbirimizin hayatı sosyal medyada sunduğumuz kadar değil. Hiçbirimiz öyle sunduğumuz kadar başarılı insanlar değiliz. Hepimizin kaygıları, başarısızlıkları, öncelikleri, depresyonları var. Yaşadıklarınızı hiç bilmeyen/bilmek istemeyenler her türlü başarılı adımınıza “tabi senin ağın geniş olduğu için” veya “alanda çok kişiyi tanıdığın için” diyor. Networking de bir tür nepotizmdir diyor. Türkiye’de görev yapan bir genç araştırmacının o ağlara katılması için neler yapması gerektiğini bilmiyor. Belki de biliyor da önemsemiyor. Öbür tarafta kimse olumsuz anılarını anlatmadığı için olumsuz deneyim yaşayanlar bir köşeye çekiliyor. Işığını saklıyor. Kimselere gösteremiyor.

Neyse. Birlikte depresyonlardan depresyon beğenirken birkaç saat sonra basit bir kelime oyununa fıkır fıkır güldüğünüz Güledalarınıza sahip çıkın. Gerisi gelir. XOXO.

2 Yorum

  1. Bay Papyon
    Bay Papyon 9 Aralık 2024

    Çok güzel bir yazı olmuş kaleminize sağlık kıymetli hocam. Ben de özellikle google fotoğraflara bakıyorum sürekli olarak geçmişe dönerek bakılan fotoğraflar ve videolar anıların anımsanmasına yardımcı olarak bir tebessüm bırakıyor yüzde.

    • Zehra Taşkın
      Zehra Taşkın 10 Aralık 2024

      Değil mi, kesinlikle öyle. Çok teşekkür ederim :=)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir