"Enter"a basıp içeriğe geçin

Davranış kalıplarının yeniden üretimi ve redd-i miras

“Ben öyle yapmayacağım.”
“Böyle hocalık mı olur?”
“Bu sistem değişmeli.”

Akademiye ilk adımı atan birçok kişi, içinde bulunduğu düzenin adaletsizliklerine, eşitsizliklerine, hiyerarşisine karşı bir mesafe koyar. Bu mesafe, zamanla bir eleştiriye, sonra ‘belki’ bir mücadeleye dönüşür. Ancak ne zaman ki bu kişiler sistemin bir parçası olur, kürsüye çıkar, jüriye oturur, danışman olur, proje yazar… işte o zaman reddettiklerini fark etmeden yeniden üretmeye başlar. Yani yukarı çıkan merdiveni atar. Çay servisi yaptırır, öğrenciye/astına tepeden bakar, hiyerarşideki yerini her daim hatırlatır. Unvanı hayatı olur, adının bir kıymeti kalmaz.

Bu yazıda tam da bu paradokstan söz edeceğim: redd-i mirasın zorluğundan.

Miras nedir?
Buradaki miras, yalnızca bir akademik geleneği veya bilimsel yaklaşımları değil, aynı zamanda bir davranış biçimini, bir dili, bir görme ve değerlendirme şeklini ifade ediyor. Akademideki miras sadece bilgi üretme biçimleriyle değil, bu bilginin nasıl aktarıldığıyla, kimin konuşabildiğiyle, kimin susturulduğuyla da ilgili. Bu yönüyle, miras dediğimiz şey çoğu zaman farkında bile olmadan içselleştirdiğimiz, tekrar ettiğimiz bir düzen anlamına geliyor.

Mirası reddetmekse zor. Zira atalarınız size yüklü bir borç bırakmadığı sürece size kalan mirası reddetmek nasıl akıl karı değilse, “kurulu düzenimiz var yiğenim” anlayışını yıkmak da kolay değil. “Ben çektim, şimdi çektireceğim” çok cazip. Ezme sırasının kendisine gelmesini beklemek de öyle.

Bourdieu’nün habitus kavramı tam da burada devreye giriyor. Bize ait sandığımız birçok karar, aslında içinde yetiştiğimiz alanın, sınıfın, kurumun kodlarıyla şekilleniyor. Akademi yalnızca öğreten bir yer değil, aynı zamanda çok güçlü biçimde yeniden üreten bir alan. Burada geçenlerde Praksis’te (67) okuduğum Muammer Kaymak Hoca’nın Akademik Kapitalizm: Üniversitede Sermayenin Gerçek Boyunduruğu makalesinden bir alıntı yapayım:

Geleneksel üniversite de kapitalist formasyonun bir parçasıdır. Elitist ve tutucu olmasının yanı sıra ezici çoğunluğu erkeklerden oluşan patriyarkal bir kurumdur.

Yani “nerede o eski akademiler yiğenim”ler çok da doğru değil. Akademi hep böyle bir yerdi. Hala böyle bir yer. Kalırsa 100 yıl sonra da böyle bir yer olacak.

Gerçek bir redd-i miras mümkün mü?
Bu noktada benim söylemeye çalıştığım redd-i miras yalnızca ideolojik ya da söylemsel bir duruş değil. Aynı zamanda davranışsal bir kopuş. Sadece “bu böyle olmamalı” demek değil de “ben böyle davranmayacağım” diyebilmek, ama bunu eyleme de geçirebilmek gibi. Elbette bu kararın da bir bedeli var. Çünkü sistem her daim kendi iç tutarlılığını korumak üzere davranışları hizaya çekiyor. Dışına çıkanları ya görünmez kılıyor ya da zamanla ehlileştiriyor.

Gerçek bir redd-i miras için önce kendimizi tekrar eden yapılar içinde tanımamız gerek. Otoriteyi taklit etmeden nasıl yol gösterilir? Sessizlik kültürünü sürdürmeden nasıl dayanışma kurulabilir? Bilgiyle tahakküm kurmadan nasıl birlikte öğrenilir?

Akademide değişim sadece yeni kuşaklarla değil, yeni kalıplarla mümkün. Aynı davranış biçimlerini sürdürerek, sadece yeni isimlerle yeni kadrolar oluşturarak dönüşüm sağlanamaz. Mirası reddetmek, onu tanımakla, yüzleşmekle, onun yerine ne koyacağımızı düşünmekle başlar. Aksi halde, reddettiğimizi sandığımız her şeyi bir gün başka birinin gözünden yeniden görürüz: “Sen de aynısını yapıyorsun.” XOXO.

3 Yorum

  1. Murat Sayan
    Murat Sayan 23 Haziran 2025

    Sayın Zehra Taşkın,
    Bir yaraya daha parmak basmışsınız. Ayrıca daha çok basılacak yara var… Okurken aklıma şu geldi:
    “Yeni bir kültür, yeni bir etik yaratmalıyız” -Jose Mujica
    Saygılarımla

    • Zehra Taşkın
      Zehra Taşkın 23 Haziran 2025

      Teşekkürler hocam.

  2. Murat Sayan
    Murat Sayan 23 Haziran 2025

    Sayın Zehra Taşkın,
    Bir yaraya daha parmak basmışsınız. Ayrıca daha ne çok basılacak yara var… Okurken aklıma şu geldi:
    “Yeni bir kültür, yeni bir etik yaratmalıyız” -Jose Mujica
    Saygılarımla

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir