"Enter"a basıp içeriğe geçin

Retoriğimi kaybettim. Hükümsüzdür.

Bir retorik çalınması hikayesi…

Yıllardır blog yazıyorum. Çünkü yazmak benim için tarihe not düşmek demek. Çok çok eskiden Ekşi Sözlük’te yazardım (yazarların nesillerinin olduğu dönemlerde). Oranın şimdiki hali malum. Sonra birkaç başka mecra buldum ama hiçbiri kalıcı olmadı. Dedim ki ben blog yazayım. İlk kez araçla Polonya seyahatini yazmıştım. Sonra devamı geldi. Şu an en çok okunan akademik bloglardan birine sahibim ve bu beni inanılmaz mutlu eden bir şey. Kendi dilimce, kendi mizahımla, bazen öfkeli, bazen ponçik. Blogu takip edenler dilime alıştı. Ben yazmaya alıştım. Sık sık başka platformlar için de yazsam da hala en güzel yazılarımı kendi bloguma saklıyorum. Çünkü serbestim ve orası benim oyun alanım.

Bu girizgahtan sonra gelelim bugünkü blogun sebebine. Dün Linkedin’de bağlantılarım arasında olmayan birinin aşağıdaki gibi bir paylaşımını gördüm.



Bu bendim. Hayır gerçekten bendim. Emojisinden söylemine. Şöyle örnek vereyim.



Bir gün önce son yazdığım blogu duyururken kullandığım sözcük ve emojilerle birlikte, daha önce bibliyometrik yayın sayısının dev artışı ile ilgili yazdığım blogun başında kullandığım retoriğin aynısı. Rahatsız olup hesap sahibine yazdım.



Sonra hoca cevap verdi. Ben cevap verdim. Ben cevap verdikçe hoca cevaplarını ve gönderiyi düzeltti. Zehra Taşkın Hocam ile başlayan tüm yanıtlar, Zehra Taşkın’a dönecek şekilde revize edildi. Çalışmalarımda başarılar dilendi. Çünkü emekli bir profesörle konuşan bir doçent hanım kızımız vardı. Üstelik hocayı olmayacak şeylerle suçluyordu. Alışık olduğum için bunun üstünde çok da durmadım ama buraya kişisel tarihime not düşmeden bırakmak da içime sinmedi.

Arada geçen yazışmalar şunlar. Ben benim yorumlarımın tek sözcüğüne dokunmadım. İlk nasıl yazıldıysa öyle duruyorlar. Hoca çok düzenleme yaptığı için bağlam ağlamış olabilir:






Burada sona erdiğini düşünmeniz beni üzer. Ben bu olayı twitter’da biraz şakalı bir dille (çünkü benim dilim bu anlıyor musun) ve isim vermeden paylaştım. (Çünkü ifşa ile ilgili fikirlerim burada ve bu hikaye için daha kanuni bir adım atma niyetim var). Sonra birkaç kişi daha ulaştı ve bu kişinin benim bloglarımla ilgili ilk vakası olmadığını gösteren örnekler gönderdi. Dehşete düştüm. Ben akademik homofili yazmışım, hemen ertesi gün homofili yazılmış. Yazılmış ve benim paylaşırken kullandığım ifadeler kullanılmış. Hirschman okuyup etkilenmişim blog yazmışım, aynı hocanın aynı hafta Hirschman’ın aynı teorisini yazası gelmiş. Yine benimle aynı zamanlarda. Bunların örneklerini hep aşağıdaki tweetin devamına ekran görüntüsü olarak koydum. Burayı daha fazla okunmaz hale getirmemek için onları buraya koymuyorum.

Hocanın yazdığı doğru bu arada. Blogların hiçbiri metinsel olarak benden intihal değil. Şöyle olduğunu tahmin ediyorum. Takip edilen birkaç blog var. O bloglarda yeni bir şey yazılınca günceli takip etmek için aynı konuda ChatGPT destekli blog yazılıyor. Komut da şu olmalı: “Bugün de bana bibliyometrik makalelerin sorunlarıyla ilgili yaz”. Yazıyor o da haliyle. Çoğu kişi öyle yapıyor şu sıra. Peki ben bunu nereden anladım. Sadece son yazının ilk iki kaynağını kontrol ederek gördüğüm çerçeveden.

Bu yazılar benim retoriğimle sunulmuyor olsa bir bilimsel iletişim uzmanı ve araştırma yöntemleri ve yayın etiği dersini veren biri olarak yapay zeka halüsinasyonu için örnek gösterirdim en fazla. Ancak bu konu retoriğimin kopyalanması olunca, uyarıya rağmen kişi kendini savunmaya geçince insan hafif rahatsız hissediyor.

Web’de her şeyin silinebileceğini, değiştirilebileceğini, düzeltilebileceğini, ya da hiç olmamış gibi yapılabileceğini bildiğim için bu yazıyı yazdım. Tarihe not düşmek üzere. Blog yazılarını keyif için veya birilerine bilgi vermek için yazıyoruz. Hiçbir platformda karşılığı yok. Puanı yok. Bu bile böylesi bir oyunun parçası haline gelebiliyorsa geldiğimiz hal hal değil. Yapman guzum. Bunlar benim çalışma alanlarım hep bir de. Ayıp oluyor.

6 Yorum

  1. Batuhan Şahin
    Batuhan Şahin 21 Ocak 2026

    Mizah kısmını kopyalamaya diyecek bir şey yok ama en azından benzer konularda yazılıyorsa bile yazıya “Geçenlerde takip ettiğim bloglardan Zehra Taşkın hocanın blogunda ABC konusuyla alakalı güzel / detaylı / ilgi çekici / önemli / kısa / uzun vs bir yazı (buraya dipnot düşülür ve yazıya link verilir) yayımlandı ve ben de bu vesileyle mezkûr konuya değinen bir yazı kaleme almak istedim bla bla bla” şeklinde bir girizgahla başlanabilir… Hoş değil.

    Bir de blog zaten tamamen keyfî yazılan bir şey. Sosyal medya hele yapay zeka sonrası bloglardan artık para kazanmazsın, akademik ünvan almazsın, çok ünlü birisi değilsen okuyucun birkaç yüzü geçmez vs. Neden keyfince “takılmak” varken böylesi bir yola girişirsin anlamak güç.

    • Zehra Taşkın
      Zehra Taşkın 21 Ocak 2026

      Neresinden tutsam elimde kaldı.

  2. Mehmet Emin Küçük
    Mehmet Emin Küçük 21 Ocak 2026

    Merhaba Zehra Hocam,
    Sohbet esnasında bile başkasından dinlediğimiz “öykü”yü şu kişiden dinlemiştim deriz, kendimiz yaşamışız gibi anlatmayız. Bir bir kişinin başkasının blog yazısından etkilenmesi kadar doğal bir şey olamaz. Ancak “karşılaştığım bir blogta [adres verilir] …” diyerek zikredilmesi gerekir. Hele bir akademisyenin, blog yazısı bile olsa, bir biçimde “atıfta” bulunmaması kabul edilebilir değildir.
    Selam ve saygılarımla,

    • Zehra Taşkın
      Zehra Taşkın 21 Ocak 2026

      Normal şartlar altında öyle olmalı hocam. Belli ki şartlar pek normal değil. Çok teşekkür ederim katkınız için.

  3. Abdullah Furkan
    Abdullah Furkan 23 Ocak 2026

    Hocam bir de şu açıdan bakılsa nasıl olur? Emekli profesörün üretme yeteneği taklit yeteneğinde saklı. Ne mutlu, orjinal içerik üreten hocalarımız var ki onları taklit eden diğer hoca grupları oluşmuş 🙂 Atıf hususuna gelince taklitler aslını yüceltir Zehra hocam.

  4. Ünal Kurt
    Ünal Kurt 26 Ocak 2026

    Merhaba hocam,
    Geçtiğimiz günlerde LinkedIn üzerinden ilgili gönderiyle karşılaştım ve sonunda nereye varmış bu konuşma diye arka arkaya yorumları okudum. Dikkatimi çeken nokta ismi lazım değil hocamızın sürekli kendini tekrar eden cümleleri oldu, ki şahsen cümlelerin de kendisine ait olduğunu sanmıyorum. Daha çok yapay zeka ile yazdırılmış metin izlenimi aldım. Madde imleri ve paragrafın son cümlesinin “…sizin için nazik ve akademik üsluba uygun bir metin hazırladım! İsterseniz şimdi de şu yönden ele alalım” şeklinde bitmediği kadar bir şey var.

    Bilinçli/Bilinçsiz olarak yapılan bir hatadan dolayı özür dilemek, sanırım yapay zeka desteğiyle akademik ve kibar bir üslupla kendini ifade etme yoluna başvurmaktan daha zor sanırım. Trajikomik…
    Saygılarımla,

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir