İki yıl önce günlerden bir gün Emanuel aradı. Leiden Manifestosu’nun yazarlarından Ismael Rafols ile konuşurlarken akıllarına bir MSCA-SE proje fikri gelmiş. Kim yapar diye düşünürlerken Şef beni önermiş. Şef gibi şef be dediğinizi duyar gibiyim. Sonra üçümüz bir toplantı yaptık. Ben sadece partner olacağımı düşünürken onlar bana dönüp, “Bunu sen yazar mısın? Koordine eder misin?” dediler. İşin çok, zamanın az olduğunu da eklediler. Yaparım dedim. Çünkü yaparım anlıyor musun, bir tarafta bana inanan bir şef, diğer yanda Ismael Rafols varsa yapamazsam bile yapar hale getiririm kendimi. Zaten o sıra BAGEP almışım, BAGEP’in genç araştırmacı fonunu adayacak önemli bir araştırma arıyorum. İşte dedim bu. Buradan yürü kızım.
Sonra ekip büyüdü. Latin Amerika’dan, Afrika’dan, Avrupa’dan partnerler eklendi. Epistemik adaleti, eşitliği, araştırma değerlendirmesini konuştuk. Uzun toplantılar yaptık. Bazen o toplantıları yapamadık. Doodle’lar doldurduk. Metinler yazdık. Revizyon üstüne revizyon yaptık. Bir noktada asla yetişmeyeceğinden korktuk. Sonra gönderdik.
İlk başvurudan 80 geldi. Eşik geçilmişti ama fon çıkmamıştı. Moralimizi bozmadık. Şaka şaka, aslında biraz bozduk ama zaten ilk başvuruda fon almak nerede görülmüş diye kendimizi avuttuk. Avutma sürecinde TÜBİTAK’ın eşik üstü ödülü büyük rol oynamadı dersem yalan söylemiş olurum. Hemen ekibi yeniden topladık. Hakem raporunu satır satır okuduk. Neyi değiştirebiliriz, neresi ikna edici değil, neresi eksik, hepsini düşündük. Yeniden yazdık. Bir daha yazdık.
Sonra bir gün, bambaşka bir proje için toplaşmanın tam ortasında mail kutuma bir mesaj düştü. Mailin konu kısmında OpenRAM, girişinde şöyle yazıyordu: “Congratulations”. Devamını hiç okumadan karşımda oturan Güleda’ya ekranı gösterip “Güüğleğdaaağğ” diye bağırdım. O ise normal bir insanın yapabileceği bir hareketle telefonu eline alıp “du mailin hepsini okuyalım. Hemen gaza gelme” dedi. İyi ki hayatımda böyle insanlar var :=) Neyse birlikte okuduk. Gerçekten tebrik ediyorlardı. Bu kez OpenRAM 97 puanla fonlanmaya hak kazanmıştı.
Peki OpenRAM (Opening Research Assessment to Multi-Contexts) ne vaat ediyor?
En basit haliyle, çok temel bir sorudan yola çıkıyoruz. Araştırmayı neden hâlâ tek tip ölçütlerle değerlendiriyoruz?
Yıllardır akademik başarıyı birkaç sayıya indirgemiş durumdayız. Kaç makale yazdın, kaç atıf aldın, hangi dergide yayımlandı, etki faktörü kaç. Bu göstergeler pratik olabilir, karşılaştırmayı kolaylaştırabilir, ama adil değiller. Çünkü herkesi aynı koşullarda üretim yapıyormuş gibi varsayıyorlar.
Oysa kimse aynı koşullarda değil. Farklı dillerde yazanlar var, yerel sorunlara çalışanlar var, veri üretenler, yazılım geliştirenler, politika yapım süreçlerine katkı sunanlar, toplumla birlikte çalışan araştırmacılar var. Bazı ülkelerde dergi altyapısı bambaşka, bazı alanlarda yayın kültürü tamamen farklı. Ama mevcut değerlendirme sistemleri bu çeşitliliğin büyük bir kısmını ya hiç görmüyor ya da tali bir faaliyet gibi kenara itiyor. Böyle olunca da sadece belirli tür bilgi görünür, geri kalanı sistematik olarak değersizleşiyor.
OpenRAM tam olarak bu kör noktaya bakıyor. Araştırma değerlendirmesini tek merkezli ve tek ölçütlü bir yapı olmaktan çıkarıp daha bağlama duyarlı, daha katılımcı ve daha adil bir hale getirmeyi hedefliyor. Herkes için geçerli tek bir metrik üretmek yerine, farklı bağlamlarda gerçekten anlamlı olan göstergeleri birlikte düşünmeyi öneriyor. Yani ölçmeyi bırakmıyor ama neyi neden ölçtüğümüzü yeniden tartışmaya açıyor.

Bu yaklaşımın merkezinde “Multiversatory” adını verdiğimiz bir yapı var. Bunu yaşayan bir laboratuvar gibi hayal ettik. Araştırmacıların, üniversitelerin, fon sağlayıcıların ve politika yapıcıların bir araya gelip yeni değerlendirme pratiklerini birlikte denedikleri, araçlar geliştirdikleri, veri altyapıları kurdukları bir alan. Sabit ve yukarıdan dayatılan bir model önermiyor. Deneyerek, geri bildirim alarak, bağlama göre uyarlayarak ilerliyor. Kısacası tek bir doğru tarif etmek yerine, çoğul çözümler üretmeye çalışıyor. Yaşayan laboratuvar Multiversatory fikrine ilişkin bir okuma isterseniz burada: https://osf.io/preprints/socarxiv/dn2ax_v1.
Bu yüzden OpenRAM benim için sadece teknik bir araştırma projesi değil. Yıllardır yazdığım, derslerde tartıştığım, blogda dertlendiğim meselelerin somutlaşmış hali. Araştırma değerlendirmesinde adalet, epistemik eşitlik, coğrafi ve dilsel çeşitlilik gibi kavramlar benim zihnimde teorik tartışmalar değildi. Günlük akademik hayatın çok gerçek sorunlarıydı. Şimdi bu sorulara birlikte kafa yorabileceğimiz, gerçekten bir şey inşa edebileceğimiz bir alan açılmış gibi hissediyorum
Bir de işin yapısal tarafı var. OpenRAM bir MSCA Staff Exchanges projesi. Yani klasik anlamda bir masa başı araştırma projesi değil. Bu tür projelerin mantığı, insanları yerinden kaldırmak, birbirinin kurumuna göndermek ve bilgiyi gerçekten dolaşıma sokmak. Araştırmacılar aylarca başka ülkelerdeki ortak kurumlarda çalışıyor, birlikte veri topluyor, birlikte araç geliştiriyor, birlikte öğreniyor. Kâğıt üzerinde kurulmuş bir işbirliğinden çok mutfağa girilen bir ortaklık söz konusu. Dışarıdan bakınca bu hareketlilik bazen zahmet gibi görünebilir. Daha fazla insan, daha fazla yer değiştirme, daha fazla temas. Oysa tam da bu yüzden kıymetli. Çünkü en zor öğrenilen şeyler yerinde öğreniliyor. Birlikte çalışırken, yan yana dururken, gerçekten temas ederken.
Aslında bu formatın kendisi projenin fikriyle birebir örtüşüyor. Eğer araştırma değerlendirmesini daha adil ve çoğul hale getirmekten söz ediyorsak, bunu tek bir ülkeden, tek bir perspektiften tasarlamamız mümkün değil. Latin Amerika’yı, Afrika’yı ve Avrupa’yı aynı cümlede anıyorsak, o insanların gerçekten yan yana çalışması gerekiyor. Bu yüzden MSCA-SE bizim için bir finansman mekanizmasından çok metodolojinin ta kendisi. Projenin nasıl yapıldığı, ne söylediği kadar önemli.
Bir tarihe not düşme yazısının daha sonuna geldik. Tarih bana daha çok güzel şeyler yazdırsın dinimiz amin.
Merhaba Zehra Hn,
Büyük bir keyifle okudum OpenRAM projenizi. Multiversory fikri için verdiğiniz kaynak da sindire sindire okumayı gerektiriyor. Çabalarınızın somutlaşmış hali olmuş OpenRAM. Hissettiğimiz, gördüğümüz ya da tanık olduklarımıza bir çerçeve kazandırmış, baktığımız pencereyi de genişletmiş.
Sizi ve araştırma ekibinizi projenizden dolayı kutluyorum.
Çok teşekkür ederim iyi dilekleriniz için.
Bu başarıya emek, sabır ve tutkuyla ulaştın. OpenRAM’in MSCA-SE kapsamında desteklenmesi hiç şaşırtıcı değil. Senin için çok mutluyum güzel eşim. Başarıların daim olsun. ❤️
Canımsın <3
Allah hepinizin yardımcısı olsun sizlerin başaracağınıza inanıyorum ve güveniyorum yolunuz açık olsun güzel kızlarım sizler dürüst ve çalışkanlığınızla bu ülke için çok şey yapacaksınız
Özellikle gerçek bilimin ve dürüst bilim adamlarının hakettiği yeri koruması sizlerin ölçüm tartıda göstereceğiniz objektif metotlara bağlı olduğunu biliyor ve her zaman yanınızda olduğumu bilmenizi istiyorum
Bitanecik babam <3