"Enter"a basıp içeriğe geçin

Bir üniversitenin WoS aboneliği kararını sonlandırması ne söyler?

Hatırlar mısınız bilmem. Birkaç sene önce Utrecht Üniversitesi üniversitelerin sıçan yarışına sokulduğu üniversite sıralama sistemlerinde artık yer almayacağını söylemiş (evet tam olarak böyle söylemiş) ve büyük bir tartışma yaratmıştı. Hatta bizde her sene “bu yıl da en birinç biz olduk” reklamı yapan üniversitelerimiz ve her ay düzenli olarak SCI Q1 makalem üj günde yayınlandı diye ilan edenler (yayın duyurmakta sorun yok, içeriği boş verip ölçevle ilan etmekte sorun var) bile işte feraset, işte bilimsel düşünce diye destek vermişti. Çünkü müthiş bir adımdı ve gerçekten cesur bir adımdı da. Bu konuda üniversitenin açıklaması: https://www.uu.nl/en/organisation/profile/facts-and-figures/utrecht-university-in-rankings

Bu karar sonrası üniversiteye karşı dünyada genel yaklaşım olumlu olsa da bu kararı Utrecht’in öğrenci barınması konusunda imajının kötüleşmesi (bkz: https://dub.uu.nl/en/news/utrecht-drops-ranking-best-student-housing-cities) sonrası uluslararası öğrenci sayısının düşmesine ve bunun üniversite sıralamalarını etkileyeceği için böyle bir karar alındığına ilişkin eleştiriler de oldu. Ancak sonuçta, Utrecht Üniversitesi dediğini hayata geçirdi. Herhangi bir “sıralama”ya destek vermiyor ve bir “more than our rank” destekçisi (more than our rank üniversite sıralamalarının sorunlu yönlerine dikkat çekmek için geliştirilen bir girişim ve akademik kurumların sıralamalara yansımayan katkılarını görünür kılmayı amaçlıyor. More than our rank’e imza attıysanız web sitenizde “hurraaayy bu yıl da birinç biziz” yazmaktansa topluma/bilime katkılarınızın altını çizmeniz bekleniyor).

Gelgelelim bu yazının amacına. Aynı üniversite dün aldığı bir kararı web sitesinden duyurdu. Tabi önce bizim alanda, sonra da tüm akademide deprem etkisi yarattı. Ben de benim için hala Twitter olan X’te yorumsuz paylaştım. Çünkü yorumlarım tek bir twite sığamayacak kadar fazlaydı. Gelin görün ki twit yürüdü, bazı soru işaretleri ve eleştirileri de beraberinde getirdi. Ben de o bir iki twite sığmayan fikirlerimi blogumun bilim iletişimi işlevini yerine getirerek paylaşmak istedim.

“Web of Science ve Journal Citation Reports erişimi 1 Ocak 2026 tarihi itibariyle sonlanacaktır”

Utrecht Üniversitesi aşağıdaki açıklama ile 1 Ocak’tan itibaren WoS üyeliğini sonlandırcağını açıkladı. Sebebi üniversitenin açık bilim misyonu ve imzaladıkları Barcelona Deklarasyonu. Öncelikle bu iki unsurun neden önemli olduğunu anlatayım izninizle.

Açık bilim politikası/misyonu bir süredir Avrupa’da pek çok ülkede/üniversitede geliştiriliyor ve anlamlı/olumlu sonuçları oldu. Fransa açık bilim politikası hakkında daha önce Sarkaç’a yazmıştım: https://sarkac.org/2022/03/osec2022/ Utrecht’in açık bilim stratejik planı beş ana ayak üzerine yapılandırılmış:

  • Açık erişim: Araştırma çıktılarının herkes için erişilebilir olmasının sağlanması.
  • FAIR veri: Araştırma verilerinin bulunabilir, erişilebilir, birlikte çalışılabilir ve yeniden kullanılabilir olması.
  • Toplum katılımı: Akademinin toplumla daha güçlü bir etkileşim kurması.
  • Ödüllendirme ve tanımlamalar: Araştırmacıların yalnızca yayın sayısına göre değil, açık bilim katkılarıyla da değerlendirilmeleri/ödüllendirilmeleri.
  • Açık eğitim: Öğrenme materyallerinin ve süreçlerinin daha erişilebilir kılınması.

Yani Utrecht, açık bilimi sadece açık erişime indirgemeden, araştırmanın her aşamasına yaymayı hedefliyor. WoS üyeliğini sonlandırma kararı da bu vizyonla uyumlu bir adım. Akademik bilginin kapalı ve ticari sistemler yerine açık ve toplumsal fayda odaklı ekosistemlerde ilerlemesi gerektiğini güçlü biçimde hatırlatıyor.

Diğer tarafta metinde anılması gereken bir diğer girişim Barcelona Deklarasyonu. Maalesef bu deklarasyon ülkemizde DORA veya CoARA kadar duyulmadı. Barcelona Deklarasyonu, araştırma bilgisinin (üstveri ya da araştırma bilgisi) şeffaf, erişilebilir ve yeniden kullanılabilir olmasını hedefleyen dört temel taahhütte bulunuyor: Bunlar ne mi? Bunlar şunlar:

Açıklığı varsayılan hale getirmek: Kullanılan ve üretilen araştırma verileri, değerlendirme, karar alma ya da görünürlük amaçlarıyla olsun, mümkün olduğunca açık olmalı. Yani “olabildiğince açık, gerektiğinde kapalı” anlayışı benimseniyor.

Açık bilgi altyapılarına yönelmek: Yayın süreçlerinde (örneğin makale üstverisi gibi) ya da kurum içi bilgi sistemlerinde kullanılan platformlar, açık altyapılar olmalı. Buna uygun protokoller ve tanımlayıcılarla birlikte, bilgi dışa aktarılabilir ve erişilebilir olmalı. (Utrecht’in kararı bununla paralel)

Altyapıların sürdürülebilirliğini desteklemek: Açık araştırma bilgi altyapıları, topluluk yönetimi ilkelerine uygun, şeffaf ve güvenilir olmalı. Ayrıca, bu yapılara mali ve yapısal katkılar sağlayarak hem uzmanlık hem de finansal olarak desteklenmesi bekleniyor.

Birlikte hareket ederek dönüşümü hızlandırmak: Açık bilgiye geçiş ancak kolektif çabalarla mümkün olabilir. Bu nedenle bir “Coalition for Open Research Information” kurulması, işbirlikleri oluşturulması ve deneyim paylaşımı teşvik ediliyor.

Peki bu taahhütler neden önemli? Araştırma değerlendirme sistemlerinde kullanılan veriler genellikle kapalı sistemlerde saklanıyor. Bu da hem şeffaflığı zayıflatıyor hem de karar alma süreçlerini “kara kutu” haline getiriyor. Bu taahhütler, açık bilim ekosisteminde bilgiye herkesin erişimini sağlarken, akademik sistemin daha adil ve hesap verebilir olmasını amaçlıyor. Yani Utrecht’in kararını bu girişimlerle paralel okursanız çok isabetli ve doğru tercihler olduğunu anlarsınız. DORA imzacısı olan birçok üniversitemiz hala Q değerlerini kullanırken imza aktivizmini pratiğe dökebilmek müthiş bir adım bana göre. Öte yandan kafama yatmayan şeyler de yok değil.

Kafama yatmayanlar…

Atıf dizinlerinin çıkış noktası literatür denetimini/bibliyografik denetimi sağlamak ve kütüphanelerin koleksiyon geliştirmelerini kolaylaştırmaktı. Bu konuda şu yazım okunabilir: SCI yayın yapmanın ipuçları Aynı sayfada Utrecht diyor ki Scopus devam edecek, literatür taramanızı yapmak için bundan sonra Scopus kullanabilirsiniz. E kız o da onun laciverdi ya :=) Bu kararın arkasında yatan sebep yüksek ihtimalle Elsevier’in Hollanda menşeidir gibi geliyor bana. Açık söylemek gerekirse alışkanlıktan veya benim alanımda ilgilendiğim dergilerin tamamının orada olmasından dolayı ben literatür taramasına başlangıç ve takip için hala WoS kullanıyorum. Utrecht’te benim gibi hoca varsa ister istemez Scopus’a yönlenecektir diye düşünüyorum. Bu hedeflenen bir şeyse uygun ancak iddia edilenle çakışan noktaları var.

Diğer taraftan bu veri tabanları ticari ürünler. Dolayısıyla onlar işlerini yapıyor ve paralarını kazanıyor. Sundukları sayıları performans değerlendirmesinde kullanıp kullanmamak da kurumların tercihi. Yani veri tabanı aboneliğini iptal etmeden de aynı uygulama hayata geçirilebilir, bu sayede literatür taraması için kullanan kullanıcılara daha pürüzsüz bir geçiş sağlanabilir (bunu niye yazdım? Bunu ülke çapında TÜBİTAK tarafından sağlanan WoS aboneliğiniz var diye performans değerlendirmesinde WoS sayılarını kullanmak zorunda değilsiniz diye yazdım. Hoş pek çok üniversitemizin JCR aboneliği yok ama çeyrek değerini kullanıyor. Bu da erişilemeyen bir veriye dayanarak akademisyen değerlendirildiği anlamına geliyor :=))

Bir diğer şey de maalesef bu sistemlerin alternatifinin hala akran değerlendirmesi olması. Mükemmel bir dünyada akranlar önyargısız olabilir. Ancak maalesef dünya adil değil, akademik kadrolar az ve araştırma değerlendirmeleri fazlasıyla subjektif. Biz şu makaleyi yazarken bir yazar grubu etki faktörünün komple kullanılmaması ve uzman paneline geçişi tavsiye ediyordu, bir kısmı ise dikkatli ve ek bilgi olarak kullanılmasını: Uses of the Journal Impact Factor in national journal rankings in China and Europe Sonunda şöyle bir sonuca vardık: bibliyometrik ölçevlerin tamamen terk edilmesi şu an için mümkün değil ancak tek başına kullanılması büyük günah. Özellikle STEM alanlarında yardımcı bir gösterge olabilir ancak sosyal bilimler ve beşeri bilimlerde mutlaka uzman değerlendirmeleriyle desteklenmesi gerekiyor. Bilimsel iletişimde eşitsizliğe ilişkin daha önce şurada bir şey yazmıştım: https://www.zehrataskin.com/index.php/2023/08/31/aci-gercekler-bilimsel-iletisim-sureclerinde-bir-fiske-esitlik-icin-kucuk-tavsiyeler/ Aslında Utrecht’in yaptığında bununla ters bir şey yok. Değerlendirmeleri kapalı ticari platformlar yerine açık veri sunan platformlardan yapıp şeffaf olacağım diyor. Bu da hem benim yorumuma, hem kendi açık bilim politikalarına paralel. Yani düşününce bu kısmı kafama yatmış :=)

Twitime gelen yorumlardan biri SENSE sınıflamasını dünyaya musallat eden ülke değil mi bu idi. Burada hak yedirmek istemem. SENSE sadece Hollanda’nın birkaç enstitüsü için geliştirilmiş bir listeydi. Web’den bulup sistemlerine entegre eden biziz. Yoksa o listenin uluslararası geçerliliği olmadığı web sayfasında neonlarla yazıyordu zaten. Şu anda internete SENSE ranking yazınca ilk sırada bizim üniversitelerin değerlendirme kriterleri çıkıyor. Burada onlarlık bir durum yok, durum bizlik.

Hayli uzun bir yazı oldu. Okuduysanız teşekkürler. Yeni bloglardan haberdar olmak için yan menüde bir yerlerde bir kutu var. Oradan bloguma abone olabilirsiniz. Her yeni yazı için bazen basketbol, bazen çoluk çocuk bazen akademik işler konuştuğum twitter hesabımı takip etmek istemezseniz alternatifiniz var.

*Minik bir ekleme: Linkedin’de konunun paylaşıldığı bir yazının altında ortak yazarım Alesia’nın (Zuccala) şu yorumunu gördüm.

“I am fully in favor of open science, but it is so important to be able to work with curated, clean, and monitored (ie retractions) data.” (AZ)

Geçen yıl üniversitemin kütüphanesinden ULRICH erişimi talep etmiş bir araştırmacı olarak özellikle bilimsel iletişim çalışmalarında temiz veriyle çalışmanın öneminin altını çizmem lazım. Ticari araçlar bunu daha iyi yapıyor çünkü bütçeleri var. Dolayısıyla bu iptalin o yönde de bir sonucu olacaktır. Gelecek ne getirecek göreceğiz.

2 Yorum

  1. Murat Sayan
    Murat Sayan 10 Eylül 2025

    Sayın Zehra Taşkın Hocam,
    Dolu bir metindi, okumaktan keyif aldım. Elinize sağlık.
    Bir sunumumda (STEM), akademik yayın metriklerinin bir uzlaşı ile önümüze gelmediği ve neyi nasıl ölçtüğünü tartışmamız gerektiğini söylemiştim. Salon, ama nasıl olur? Öyle şey olur mu?….eleştirileri ile tartışmaya itiraz etmişti. Bu konuda çıkan her ses, tartışmamızı sağlar ve bizi pasif takipçiler olmaktan kurtarır.
    Sağlıcakla kalın.

    • Zehra Taşkın
      Zehra Taşkın 10 Eylül 2025

      Katkınız için çok teşekkürler hocam.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir